Gülümseyen iki yolcuydu. Bir geminin yanı başında seven ve sevilen birbirine sarılmış bir kadın bir erkek. Onlara bakıyordum, uzakta, gizlenmiş ve kalbim acıyla parçalanıyordu. Mutlulukla parlayan gözleri, gülen yüzleri benim yaşlarla dolu gözlerimde sonsuz bir resim gibi asılıyordu. Ben sevilmemeye zincirlenmiş sanki bütün dünyanın gerisinde bırakılmış, bir terkedilmiştim. Onları götürecek gemi varlığımı büsbütün silecekti dünyadan. Ne görülecek ne duyulacaktım artık. Varlık koparan birazdan yol alacaktı onların sevdasında.
Bu ıssız yerde sevgisizlikten felç olmuştum. Ben ne olacağım diyemezdim, sevmeyene sorulacak bir sorudan bile yoksundum. Ölmek istedim severek ölmek.
Bilse, bir anını doldurur muydum? Onu bir an sevmeden çarpar mıydı kalbi yalnızca benim için bir an? Onu sevmesi benim kimsesizliğim.
Ben hep oradayım, bırakıldığım, yok sayıldığım o şehirde, kalbim kadar yer kapladığım dünyada, ömrümün geçip gittiği o zamanlarla. Çaresiz ve boyun eğmiş.
Bir görüntü gözlerimde, bir mutluluğun, yüreğimde iyileşmez yıkıcılığı…