Şimdi yağmur yağıyor. Neler neler oldu, geçti dünya döndükçe, ve ömrümden bir gün daha bittikçe. Düşünüyorum da, şu dünyanın sırrı hangisi? Barınak olan, bizi yaşatacak ama aynı zamanda öldürebilecek de olan doğa koşullarından saklayan, gözüme çarpıp duran şu apartmanlar, hayatlar mı, yoksa gökyüzünde, insanın gözünün daldığı,kalbinin yoluna sokan, biçimden sıyrıldığın, salt bir kalp kaldığın, sonsuz her yer mi? Neden sonsuzluk deyince, hep, sade bir kalp, bir sevgi gelir çöreklenir usumuza? Neden sevgimizi sonsuz kılarız? Dönüp dolaşıp gerçeğe çıkar yol. Bütün eşyalar, bütün zevkler, hatta tüketilen ömürler bile, hiç olur erir, yok olur yadsınır sevgide. En son gözümüzü kaparken, sevgiye susanır, kavrulur yürek. Ve yanar, boşuna seçtiklerine.
Bu yağmurlar,bu bulutlar, gökyüzünün mavi oluşu sevgiyi anlatır bize, bakar görmeyiz. Kuşlar boşuna uçmaz, hepsi yüreği ısıtsın , ama bu sıcaklığın adını doğru koyalım diye vardır. Ateştir sevgi. Dünya ona doğru çekilen bir soluktur. Sevgi de yaşamak ister işte. Yaratılan her can, sevgiye körüktür, umuttur.
Yağamaz hiçbir yağmur sevginin üstüne. Dinmez, sonsuz bir özdür o!