Bir varmış, bir yokmuş diyecekler. Belki bir ağaç tanıklık edecek, ağırdan büyüdükçe ve yaşlandıkça, bizden daha uzun yaşadıkça; kim bilir daha kaç kederlenmeyi sır edinecek kendine.. Ağır bir yükle sözleşecek..
Eğer bir oyalama, oyalanma değilse daima yaşayacağımız bir dünya inancı; şu şimdilik gözlerimizle tanıklık ettiğimiz, bir gölgelik misali hayatımızda; onulmaz suçlara şekil, hayat veren olmayı, ben bir yere koyamıyorum..Ağır bir suçlu, bir gönül katilini hangi yüreğin odasında saklayabilir hayat? Gözlerini kapatınca seven, bir kez olsun okşanmayan kalbinin soğuması nasıl üşütmez insanı, ben anlamıyorum..
Bir gölge gibi, karanlık yüklü kara bulutlar gibi peşinde an-larla, nasıl güneşi ve gündüzü ayrımsar insan, hatta önemser? Yüzleşmeden yaktığın canların acılarıyla, nasıl acılanmazsın, yüzünü yüzsüzce dikersin yaşamın saygınlığına?
Seni insanlığa davet ediyorum, insanlıktan nasibini almayan kalp.. ! İnsanlığını unutmuş, bir yerlerde bırakmış varlık..!
Sindiremediğin kötülüklerin varlığını anlamak öyle kırıcı ki..!