GARİP BİR ADAM GETİRDİ SIRTINDA BOHÇASIYLA..DUVARLAR ÖRÜLÜ PENCERELERİMDEN GÖRDÜM ONU.BÜYÜK BİR KUTU BIRAKTI GEYİKLİ KAPIMIN ÖNÜNE..BOYNUZLARI ŞÖMİNEDE YANIYORDU.İÇİMDEN TAŞAN ATEŞ BİLEKLERİMDEN FIŞKIRDI BİR KİBRİT ÇÖPÜNE DÖNÜŞÜP PARMAKLARIM ŞÖMİNEDE, ALEVLERİN İÇİNE KARIŞTI.. ATEŞLER, KIVILCIMLAR SARDI TAVANLARINDAN SARKITLAR SARKAN EVİMİ..KIVILCIMLAR ÇİÇEK OLUP HAVADA, ZEMİNDEKİ SUYA DÜŞTÜLER.. SUDA YÜZEN TERS DÖNMÜŞ ŞEMSİYEDEN SULAR SAĞANAK YAĞDI HAVAYA…ŞEMSİYE DİKENLİ BİR ADAM OLDU, KABARCIKLAR BIRAKARAK SON NEFESLERİNİ VERDİ GÖMÜLDÜ SUYA.. SIMSIKI KAPALI PENCERELERDEN BİR FIRTINA KOPTU İÇERİYE DOĞRU,PERDELER BİR UÇURTMAYA DÖNÜŞTÜ SALINACAK YER ARADI.. DUVARLARDAN GEÇTİM,BİR SAATİN YELKOVANINDA AKREPİNDEN KAÇIYORDUM..GÖZYAŞI DAMLALARIM YERE DÜŞMEDEN YÜZLERCE KELEBEK OLDU UÇUŞTULAR… SOĞUK,BEYAZ BİR TAŞ BEBEK KESİLDİM…BİR KUTUNUN İÇİNDE SUNULMAYA HAZIR.GÖBEĞİMDEN BAĞLI İPİ BİR MAKAS BELİRSİZ BİR ELDEN KESTİ..HEDİYE KUTUSUNUN KAPAĞINI ÇIĞLIKLA SAVURDUM ÜZERİMDEN, GÖKYÜZÜNÜ GÖRMEK İSTEDİM…KAPAK KARTAL OLDU YÜKSEK DAĞLARA SOKULDU,YUVALANDI.. BİR EL PARMAKLARIMIN ARASINDAN GEÇİRDİ PARMAKLARINI,BİLEKSİZ VE SAHİPSİZ..GÖRÜNMEZ YÜZLÜ AŞK KAPAKSIZ KUTUYA SIĞDI VE HAPSOLDU..
Aylık arşivler: Mart 2013
Böylece mi bitecek,gerçekten bir cennet var mı,dünyada kalan sevgiler bir hiçe mi dönüşecek..Onca acı yokluk,sevginin kalp kanatışları bir hiç mi? Neden yaratıldı öyleyse sevgi,Tanrı bu dünyada ağızlara bir avuç bal mı çaldı?Doyulmamış,kanılmamış sevgiler ebediyete kazanamadı mı? Cennet de cehennem de bu dünyanın mıydı?Sevginin üstüne bir cennet var mı,ve sevgisizliğin üstüne bir cehennem.. Bunu anlamayı mı bekledi,istedi Tanrı zavallı bizden ?Anlayana sonsuz sevgi-li vadedildi mi? Korkuyorum kandırılmaktan,acılanmalarımı,mutluluklarımı burda bırakmaktan korkuyorum..İnanmak istiyorum Tanrının adaletine.Ama o sevgiyi yarattı da, neden, kimi sevdiği halde sevilmedi..İşte korkuyorum her şey bitecek diye,koca bir yalanın içinde gerçek olamamaktan…Cenneti cennet yapan,görsel zenginlikler mi?Öyleyse bu dünyadan ne farkı var ki?Sahici olmayan hangi güzellik gerçek ?Korkuyorum cennetin bir aldanış,bir aldatılış olmasından,yoksa o sadece kalbimiz mi?
EN UZUN GİDİŞ
Bir kadin askini haykiriyor…
Gittigin o soguk ülkelerden,kendini getir bana.. Buzlarda seni sicak tutan,içinde askimi tasidigin benim hediyemi.. Bekle beni derken,askin en bilindik yeminini verdi kelimeler,seni sen gelene degin beklerim.. Gittigin o isiksiz yerlerden,gözümün isigini getir bana.. Bekledim aylar boyunca seni,yildizlardi ikimizin üstündeki ..Yalniz ve sevgimin umuduyla,geldiginde gözlerindeki magrur ve mutlu bulutu görmek için.. Sevdiğimiz o denizlerden rüzgar sesimi getirsin de sana,duy ve gel bana.. Biri gelecek olsa ,kendini bana böyle sevdireceğinin kehanetiyle,ölümü olurdum o yolda.. Sadece sen ol gelen,sözümü tuttuğumu göreceksin kollarında ölmeden az evvel.. Kuzey ışıklarına bak,aşkımız yanıp sönüyor en parlaklarında.. Benim etrafımda soğuk mezar taşları her şey sensiz.. Gel, çek beni ölümden…Gittiğin o ışıksız ve soğuk ülkelerden gel yeniden doğdur beni,benim huzurlu yatağım kolların olacaktır ölmeye gülümseyebileceğim.. Bekle dediğinde bu kadar uzun bir zaman yaratılmamıştı daha,yaşanmamıştı hiçbir kimse tarafından,ve hiçbir yerde… Bir kadın aşkını haykırıyor soğuk ülkelere,nefesi bir sam yeli gibi eritsin diye buzulları.Sesim kutsal bir müzik gibi işlesin kalbine,gel ve hediye et cennetimi…
Susmak en sade kelimeleri söylemektir..Suskunlukta yükselir iç sesleri,her duyan ruhta şok yaratır..Konuştukça olağanlaşan, değerinden yitenler, suskularda katlanır.. Görmesin gözler kendi kendimle konuştuklarımı,yazılmış her şey okunsun diye değildir ille..Eğer seslenmiyorsanız,ona varmak istemiyorsanız…İnsanın kendisinden başka yöneleceği yoktur sonunda,varlar bile giderler, yiterler..Seslenmedikleri işitmesin hakkı olmayanı,bakmasın görmeyen gözler..Öyle anlar dolar ki artık, sahip olmadıklarına hakkın olmadığına inanırsın..
Sus dil,boğulsun kalbinin de sesi soluksuzluğunda..Her bir kelime ölmeli tek tek görkemli merasimlerce..Yoo hayır artık tiksiniyorum kelimelerden, cümleler düşman mavzerleri gibi artık..Boşa tükenen her şey gibi sonunu getirdim haykırışlarımla..Sessizlik en emin, bulunulmaz bir sığınak gibi şimdi..Orda ben boğulacak..Bakmasın kimse konuştuğuma, kimseye sesleniş değil bu. Suskunluklarda çoğalır kalp atışları insanın, hızla hızla çarpar, çünkü dil kelimeleri gömer boğazına da, kalp sevgisini gömemez asla..
AMA ZAMAN BİTTİ
Yeşil, bol elbisemi giydim…Acı bir yeşil nasıl olabilecekse öyle..Bir renge bu kadar ağır bir görev verilebilir mi diye bir an bile düşünmeden, bir de isim koydum ona, acı yeşil…Öylesine boldu ki,tenimden akıp giden zaman gibi,sanki aramızda koca boşluklar var gibi; değişini bile hissetmeden üzerimden düşüyordu..Nedense son zamanlarda zamanı çok düşünür, hep düşünür oldum..Ne zaman her şeyi emmemişti ki, sanki aslında tek güç oydu..Umudun sürmesi,bitmesi,ya da kabullenişler; zamanın en kahpe oyalamaları idi…
Büzgüleri elbisenin tam göğsüme denk geldi..Göğsümde atan bir canlı vardı..Kendimden ayrı,kendimden bambaşka…Birden oluyordu,tam göğsümde ,nereden geldiği belli olmayan,ani ateşler yapışıyordu,yakıyordu ateşi, o hep dedikleri sol yanım, nedense en çok sol yanım yanıyordu…
Ayaklarıma dolana dolana zaman, camın kenarına gittim..Dışarıya dalmak istedim alelacele, öyle de oldu…Baktığım yerlerde hayalimdeki deniz sarmıştı her yanı, sular dizlerime kadardı..Aramızdaki duvar çırpına çırpına boğulmamı engellemek içindi..Aklımda yüzmek yokken, çabasızca boğulurdum çünkü..
Beyaz yelkenlileri yüzdürmüyordum baktığım yerlerde..Çok yalnız sular olsun istedim..Üstünde yok,içinde hiç yok…
Artık ne sebeple yazacağımı bilmiyorum..Saçma imgelemler düşünüyorum…Yeter ki olsun,bir şey olmalı…Beni ayık tutacak, bana soluk verecek..Belki de artık her gün,bir günlük tutmalıyım,iki satır bile olsa yazmak yerine gelsin..
Şu anda dışarıda şimşekler çakıyor,seslerini duymuyorum kulağımda yinelenen bir müzik var çünkü….Işıklarından anlıyorum,geceyi bir anda,bir anlık ışıyorlar…Gece bile birden,yani ansızın aydınlanırmış meğer; ilk defa bir şimşek görmüş gibi üzerine bir de anlamlar yüklüyorum..
.Zamanlarım değişken,kimi geçmiş, kimi geçiyor,kimi geniş…Kendi hayatımda bir edilgen özneyim sanki,bilinmeyenlerle dolu olan..Sanki bir ben, diğer benden habersiz, yazmak isteğim kadar çoka bölünmüşüm..Ne kadar çok olursa o kadar çok inanırım diye yaşama, ve yaşıyor olduğumu hatırlatarak kendime..
Şu kulağımdaki kadın neler söylüyor acaba ? Kim söyletiyor onu,ne yaşadılar ki ?Özlem var sesinde. Duyuyor mudur yüreğinden seslendiği, kalplerden kalplere görünmez, asla yıkılmayan yollar var mıdır?Zaten her sesleniş sanki duyarmış gibicesine olmaz mı? Duyuyor olması umudunu kim öldürebilir ki kendi eliyle, yolları yıkacak bir deprem yaratmaz yine de hiçbir hayal kırıklığı şiddeti…
Şarkı değişti..Deniz çöle dönüştü..Bu şarkı, bu ses hep çölleri getiriyor..Hep aynı dizeleri getiriyor aklıma hep…Yakıp gittiğin ciğerimi hangi deniz söndürebilir? Çölde deniz sayıklaması,susuzluğun şiddetinden, ve yokluğun…
Hayalimdeki sandalyede,camın kenarında; denizller ve çöller içerisindeyim…Artık yazmak için sebeplerim yok…Sebeplerimin katiliyim ben..Öldürdüm ve bir anda yok oldu zaman.Soğudum,öylesine ki; neden öldürdüğümü bile unuttum…Galiba ben bir şeyleri katlettim, unuttum ki..
İyi ki akıl oyunlar oynuyor,akıl en kaypak, en sağlam dost..İyi ki denizlerim var, çöllerim bile davetsiz geliyor iyi ki aniden…Yitirmeye korkmak iyi ki var, inanmak beklentileri besler çünkü,beklentiler yaşama kan verir..
Belki bir gün derim kimbilir…Seni çok sevdim..Seni ne kadar çok,ve gerçek sevdiğimi biliyorsun..Ne kadar asıldı…Ama artık ben yokum,beni unut, tamamen unut,hep bana bakıp durma..Seni o zamandan beri ne kadar çok sevdim…Ama artık zamanım bitti,ama artık zaman bitti….
Bitti…
SIR
Arama, zamansız gördüğün her şey
Gözünün ucunda duranı
Göremediğini,ona doğru koştuğunu
Senden uzaktakini,bir hayaleti…
Sarı sıcak başın
Ateşler içerisinde
Yudum yudum yudumladığın kandırmaz
O ateşlerden çıkma..
Kaleminle yazdığın başka,savrulan yerlerde, seni galebe çalan
Kara gözler gibi kara mürekkeplerle yazılmış olan başka..
Kavuşulmamış aşklarda yaşar aşıklar
Sonsuzluk onların kanayan yaralarında uzar
İnsan böyle sevdalanır aşka
Aşklar böyle yükselir, maddeden kopar
Böyle imrenilir meleklerce…
Arama gözünün ucunda duranı
Aşkta yitmek düşmez herkese
Mecnun böyle sevilir, Leyladan..
Leyla Mecnundan dolayı..
Ve bildiğin tüm aşklar
Kanadıkça açan güller taşır
Her anıldığında aşkın benzersiz kokusu sarar zindanlıkta
Dünya aşk için durur
Dönmesi ondan dolayı..
Hiçbir gönül mahsun bir gönülden yaşamaya daha değer değildir Mutlanma..
Bazen şiirler söylenmemeli,sunulmamalı
Gizli hazineler hep gizli kalmalı
Dil konuşmamalı
Suskunluk en yeter dil
Gönül tapınak olmalı en beyaz,en kutsal hep…
Ayak basılamayan..
Şifa isteme divanelik hürlüğün diğer adı…
Gönül ve akıl hep ayrı olmalı…
GÜLÜMSE
Her seferinde yeni dönüşümler tamamlanıyor… Seni affedeceğimi sanma asla..Ben geçen bunca zamanda ölebilirdim.Çoktan ölmüş olabilirdim…Telafisi olmayan zamanlar ve hayat harcadın sen,boşa gitti,sadece geçti… Giderken kendini bıraktın içimde.Bile bile, özellikle ve planlı;köklerini doladın toprağıma; yüzlerce yıllık; toprağıyla birleştiği yerden kesilebilir ancak, ama toprağına el sürülemez, yeri yurdu olmuş o hayranlık bırakan ağaçlar gibi… Davetsizce gelip yerleşen, önce ricacı, sonra hükümran ağaçlar gibi… Boyun eğdi toprak, çünkü yuvaydı kendisine sarılacak,tutunacak dallara,bir bütünün damar damar kollarına..Öz suyuyla besledi, hayat verme görevini yerine getirdi sevgi,kodlar yolundan çıkmadı..Tıkır tıkır işledi.. Anaç,doğurgan,çoğaltan,büyüten,ve var edici bir güzellikle boyun eğdi toprak,baş eğdi, topraklığa isyan etmeyecekti,edemezdi..Tutunmasına izin verdi, bu dünyaya atılmış bir sebepti sadece, sevginin sebebi.. Kimya aynı kaldı,sürüp gidecekti her şey yazgının çizgilerince… Farkında olsa da,kalbi bu farkındalıkla acıyarak atsa da, tüm bu ataklar toprağına şefkatli ve besleyici yağmur taneleri olarak değil de, perişan edici çakıl taneleri gibi düşse de bağrına, o bir gönül gibi ancak sevmeye devam etmeyi barındırabilirdi..Sevgisizlik sık bileşenlerinde soluksuz kalır,ışıksız karanlığında yok olur giderdi.. Seni affedeceğimi sanma, ama yaşamana izin veriyorum izinsiz,haksız gelişlerinle…Çünkü ilerledikçe kolların beni açıyorsun,ışık sızmalarını seyrediyorum belli belirsiz de olsa.Deldiğin, uzandığın yerlerden ışığı görüyorum, ve günün aydınlığını,ve sıcağını. Çünkü sen de o aydınlık ve sıcak günün elinde bir vericisin işte..
Seni affedeceğimi sanma, çünkü hala ölebilirim…