Boynumda taşıdığım bir hayaldi o sadece. Beni,alıp uzaklara, her şeyin sevecen ve lekesiz olacağı yerlere götüreceği bir gemi idi.Orada,sevenler,ve sevilenler vardı, birbirlerinden hiç uzağa düşmeyen.. Hüzün şarkıları, yüzyıllar öncesinden kalan,korunacak kalıntılardı.Ve şiirler, asırlık insanların acılarından taklit edilirdi. İşte,ben orada koşuyordum koşuyordum rüyalarımda..Yüksek,ama çok yüksek bir kıyıdan,bir uçurumdan adeta, denize bakıyordum..Dalgalar,benim en sevdiğim biçimde vuruyorladı,hemen altımda uzanan kıyılara..Tertemiz sular,kendi içlerinde çalkalanıp duruyordu.. Hiç,çılgına dönmedim, inecek bir yer aramadım,deniz ve kıyısında bir gelip bir giden sevdiğime..Ulaşan yollar, kapalı ve korkunç değildi..Sevdiğim yitmiyordu, benden çaresizce..Ben, ölmüyordum orada.. Zaman, öyle merhametsiz bir katil gibi hükmetmiyordu… Kurtulmak duygusu nedir bilmiyordum,çare aramıyordum.. Boynumdaki gemiye muhtaç değildim hayalimde, seni hiç tanımamış, bir kere bile sevmemiştim seni.. Baktım ki, hayaller,artık benim boynumda değil, bambaşka ülkelerde,benden başkasının aldığı büyüleyici hediyesiydi.. Bir, ölü sevici.. Tırnaklarıyla kazıyarak, tırnakları dolarak yaşamadan ölen duygularla,huzursuz,içinden haykırılı, bir ölmüşün üzerinde, yeniden ve yeniden kendisiyle yüzleşmek istiyor.. Hiçbir yüzleşmede bulamamış huzuru, iflah olmayacak kaderini oynuyor yalnızca.. Çıkarıp ölüyü, sarsıyor,sarsıyor, uyan diyor, geri dön, ölmeseydin…Ruh hastası bir seven, bir ölü sevici, umutsuzca, elleriyle gömdüğü sevgiyi arıyor..Unutarak, insanın bir kere,sadece bir kere öldüğünü ve her şeyin bittiğini ondan sonra, defalarca öldürmek için uyansın istiyor.. Bir, ölü sevici, ölmüş ruhu için öldürüyor.Yaşarken ölümün yalnızlığınca, ölmüş sevgilerden umulu… Bir tecavüzcü, işgalci, bir,hasta seven.. Hastalıklı ruhunun ellerinde, sarsıyor sarsıyor, uyan diyor, bırakma beni.. Kaderinin karanlığında, kara toprakları eşeliyor.

Genel kategorisine gönderildi

Bir kağıttan uçak degil kelimelerini taşıyan. Agır kanatlı bir kus. Yüregi bir yanda yükü; ilettikleri bir yanda. Binlerce kuş. Göç etmiyorlar; senin yükünü bana devşiriyorlar. Dönüsüyorlar yorgun; kör olmuş o martiya. Kitaplarda arayıp duracağım çocukluk martımdan biri oluyorlar. Ve bütün martılar oluyorlar.Yazık o martılara…. Her seferinde, daha önce hiç görmediğim, hiç bilmediğim topraklar üzerinde yürüyorum sanki. Yürümek ki; yol almak olmayan asla.. Ne toprağın rengini görmüşüm, ne tümsek, ne düzlük bilindik, ezbere adım atabileceğim. Hep yeni bir başlangıç, yeni bir uzak. Bazen koskoca bir ülke, ama içinde hiç olduğun duruşun, kendi halinde. Uzaktan bakıyorum, şu karşıki, nasıl da kolay yürüyüp geçiyor, eze eze toprağı bir büyüklükle.Yollar ona yol olmuş, karşı koymaksızın, ve gem vurmaksızın hırslarına; açılıp genişliyor. Defalarca geçtiği yollar, bekliyorlar bir gün bir yerde,bir noktada birleşip sonlaşmayı. Sabırla. Asla bir hiçlikte görmüyor kendini, sanki hep var olmuş gibi böbürlü bir taşkınlık var içinde. Zaten her yola niyetlenişi bundan. Durmak, durulmak, geçit vermek kendinden başka her şeye, hiç düşünemeden basmak topraklara tüm ağırlığınca. Oysa ben, her seferinde yeniden başlamak, savaşmak zorundayım. Yorgunluğum kimsenin aklına gelebilecek bir kerem deği.. Nasıl savaştığım, hayata neden ve ne denli sarıldığım yamalarla dolu kalbimle; bir ihtimal bile değil. Kaç kişi geçip gitti yanımdan, gören ve görmeyen. Sonunda görmeyenle eşitleşen bakan gözler. Renksiz yazılarla kelimeler avuçlarımda, sımsıkı kapatıyorum, tırnaklarım kesiyor avuçlarımı, o yoksunluğun şiddeti yüzünden. Çünkü olmasını isteyipte gizlenmesi gereken şeyler silik olmalı, şeffaf, su gibi. Dokunanın rengini almalı, kirini geçirmeli bir kanıta dönüşmek için, ya da temizliğinden hiç kirlenmemiş olarak, bir miras gibi kalmalı elleri ak pak gelenlere. Ben, güneşin ışıklarını görmesem de bir yerde, biliyorum onun var olduğunu, kıvılcımım içimde, yine dik ve güleç, içim içimde saklı, adım atıyorum yollarda.

Genel kategorisine gönderildi

VARLIĞIN YOKLUĞU..

Kaybedebileceğimizi, düşünemeyeceğiz bile şeyleri kaybettikten sonra, ne kadar da küçük ve hiç olduğumuzu anlarız.. Büyüklendiklerimiz bir tokat gibi vurulur yüzümüze hatırlatmak için..Hemen ardından, mutsuzluğu reddeder usumuz..Yeni bahaneler bulup tutunmaya, asılmaya çalışır ümide..Yeniden başlayacak başlangıçlar bekler muhtaç….Yaşamın anlamı budur işte.. Herkese kaybettirilir biraz, hiç olmazsa biraz..

Ve öyle geçersin ki ne durumlardan, en sonunda yenilginin senin başının tacı olduğuna ikna olur yüreğin.. Tüm asi ayaklanmalar , içinde uyuşur..Mutlu olmak için, yere serilmemek için, sahip olduğun tek şeyi sevmeye başlarsın.. Yokluğu.. Bazılarının varsılı yokluktur.. Cehenneme itilmekten iyidir, yüreğinin yangını..Kimse göremez yüreğini…

Her şey, her şey kaybetmek içindir, sahip olunca.. Ulaşılan her şeyin yazgısı bir sondur.. İş, sahip olmamaktadır.. Yoklukta ne lütuflar vardır…

Kaybetmemenin tek çözümü vardır.. Hiç sahip olmamak.. Kainatla bir yüzleşmek vardır..

Genel kategorisine gönderildi

ELMA ÇÖPÜ

Bazen, olur mu, aşk şiirlerinden rahatsız olmak, utanmak şiirden, şiire bu denli teklik yüklemekten..Bir şey oldu bana. Ne ki? Göklerden, her zaman dini ilhamlar inmez ya..!Bir şey oldu, hiç yazmam bildiğim,daha da doğrusu,yazamadığım, konu, duygu, sebep, bulamadığım şiir, notlar, yazılar v.s kurudu sandığım kelimeler, sayfamda yeni bir yer tutmayacaktı..

Oysa şimdi, elimde olsaydı, çocuğum gibi görmeseydim,sevmeseydim yazılarımı,geçmişimi,anılarımı, o duygularımı, kelimeleri tutkuyla ve vurgun sevmeseydim, onların ben olduğunu bilsem de, bir atakta silerdim hepsini.. Çünkü, ben varım, yaşadıkça kelimeler de olacak..Ama, çocuklarıma kıyamam, benim rolüm,kaderim,zaten onları doğurmaktı..

Ama, tüm o duygular, o sabit duygular, ne kadar da ısrarcı, ve fazla imiş.. Doymuş birinin ,lezzetinden yiyip durması gibi.. Çok yemişçesine,rahatsız midem bile..

Çünkü, kavradım.. Soğuk soğuk ter dökmek, ne zoraki,ne zorlayıcı bir şeymiş..Neden, soğuk soğuk terlemek deniyor, hiç kuşkusuz,büsbütün kavradım,ne denmek istendiğini anladım..

Sadece, aşk yüklenmiş tüm o yazıktırıklar için özür diliyorum sözcükler sizden, binlerce kere affedin beni.. Vardır belki binlerce kere..

Ve , aşk senden de özür diliyorum.. Seni, tutsak ettiğim için.. Artık,olman gereken yer için git..

 

 

Genel kategorisine gönderildi

KUBBE

Beni uçup giden kuşlarda ara

Daima uzağında kalan..

Yalnızlığı kanatlarında

Yeri yurdu hep senden ayrı…

Ve, istediğin kadar gelme

Benden gidemezken….

Yüreğinde yankılanan hüzünlerle

Beni, daima bul içinde…

Ve , bir tek kelimene ölen ben

Yaşadıkça yaşatarak seni

Dünyaya bir başıma fırlatılmış gibi

Uçup gideceğim biraz daha sona..

Beni, geçmiş bir zamanda kalan

Ama uzanan sonsuzluğa

Senin boyutlarında

Kalbinin en derinlerine çakılı

Köşe bucaklarında ara..

Ve, gözlerine ansızın gelip oturan

Sancılı çakımlarda..

Neye başladığını bilmediğin

O her zamanki gibi

Ama seni değiştirecek

Senin basit, benim en kargaşalı başlangıcımda…

Ve,  saklı, korunaklı, ön görünen

Yol aldığım, çaresizliğimin tek çaresi olan

Hakların dağıtılacağı, mutlak bir zamanda ara..

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi

GÜLÜŞÜN, ÖNÜMDE İKİ YANIM ÇİÇEKLERLE DOLU BİR YOLDU

Bugün günlerden erinç,bugün yarınların garantisi artık..Kalbimi ümide boğan, ötesini açıkça görebildiğim.Bugün günlerden sımsıcak esintilerin ruhumu yeşerttiği gün.. Bugün, defalarca gerçek çıkması bir rüyanın..

Bir gülüş, bir seçim yoluma çıkıp duran.. Peşine takıldığım, şehrin sokaklarını turladığımız.. Sıcacık,sanki senelerce evvelden tanışır gibi, ve bildik..

Kapattım gözümü gerçeklere, bu ancak ve ancak bir sevgi.. Öncesini azaltan, şimdiye diktiğim gözümü..

Yarın olsn, yarın olsun, her gün sevgiye ersin..Mavi bir sıcak sarsın yüreğimi, mavi bir ateş tenimde yansın..

Bu dualarımın gerçek hali, bu beni zindanlardan kaçıran, kurtaran başka bir tutku..Anlıyorum, olmayınca olmuyor, sevgiler bir bir gelirmiş..

Göğsümü genişleten, yüreğimin kıyısına vuran hayat sesleri.. Yakamozlar gündüz de gelir, bazen sadece senin için parlarmış.. Başım duman, mutluluk çekmişim, alışık değilmişim buna,başım dönüyor..

Hayat sürekli yenileniyor..Biri biterken, yerini geleceğe bırakıyor.. En güzeli ise,bunun gerçek olması, seni sana çok sevdiriyor..

 

Yarınlar önemli değil artık, bugünleri gerçek kıldım, gördüm ya benim için gerçekler varmış, yarınlar sevgiye ererken artık, bugünümden kesip kesip koymuşken koynuma,yarınlardan mahzunluğum yok artık. Sırf gerçek bir gülümseyiş görmek bugünümden yarınım artık..

Yorulma sevgi, dayanamam, az doz ver bana, lütfen yavaş gel..)

Genel kategorisine gönderildi

GRİ/MAVİ/SICAK

Bulutları delip yeryüzüne bahşeden, tohumları çatlatan bir güneş gibi göründün geldin. Suları devindiren bir rüzgar gibi yaladı geçti kalbimin kilitli köşelerini bakışların. Beni kaleme baktırdın,içime batırdım varlığını bir divit yaptım,mürekkebim kalbimde dolanan sıcak kanımdı, yazmaya koyuldun benden bir şeyler habersizce sen. Şimdi sana ait olan rakamları seviyorum, çıkıp geldiğin o sevimli sayılar.. Ne olur bak bana öyle,durma hiç, gitme…Belki yakalarız aynı anlarda gülmeyi,ve susmayı bir anda ikimiz.. Yüzüme al basar, sen şefkatle dokunursun yüzüme. Ellerini çenene koy ve bak bana öyle, sevmeyi, beni ciddiye al ne olur,yok olma sen. Asırlardan sonra sensin, ‘kapalı’ gönlümün  eşiğinde duran. Kararlıyım ateşe yürüyeceğim, yanarsam gerçek bir ateşten yanacağım,gerçekliğe muhtacım,hep görün ne olur. Sınırlarıma girip önce, sonra çok uzaklara gitme. Uzaklar acıtıyor canımı, yokluğu, boşluğu döndürüyor başımda, sendeliyorum..Gecelerimde gündüz yaşadığım bir anım ol..Her gün görün, o yoldan defalarca geç.. Her yerde deniz var, saklanabiliriz, bana uzanan elini tutup yoklukları kazıyacağım.Seninle kainatı tersine çevireceğim.. Ellerini çenene koyup,gözlerime dikip gözlerini yine, gel yanıma yine ve daima..Beni her defasında çocuğa döndür. Asırlardır muhtacım yasaklara, gerçek günahlara.. Aşkın cehenneminde yanmaya arzuluyum, olmayan günahların tutsaklığından usandım, bir hayal şehrinde..Senin sınırlarının içinde,ölçeksizce sev beni, öyle yak, öyle gel ki içime, büyü,büyü lütfen büyü.. Fısıldar gibi kulağına söyleyeyim bu sözleri,bu şimdilik gizleri, gizleri besbelli edelim tenlerimizde,bir günahın tohumlarını serpelim içimize,üstümüze,saçlarımıza ter ter.. Her günden sonra,yarın olsun,hemen olsun,sevgiye ersin…

Genel kategorisine gönderildi

YARIN OLSUN, HEMEN OLSUN.

Hayat karşısına başka bir sevgi çıkardı, sanki bütün bir ömrüymüşcesine geçen onca boynu bükük, mahzun anlarıyla dolu zamanlardan sonra hayatın akıp gittiğini görememişti yanı başından, ve içinde insanların, başka insanların da olduğunu..

Sonra bir gün yeniden yeni bir sevginin tanımını yapar buldu kendini. Kalbindeki zincirler, o gece gündüz kölesi olduğu sevgi, o örgü uğul uğul sökülüyordu, canlı ,diri ve etiyle kemiğiyle gerçek bir sevginin karşısında.. Yarın olsun istiyordu, yarın olsun çıksın karşısına, kendinden başka bir seven olduğuna inandırsın onu dünyada..Yolunu nazik ve özenle kessin,takip ederken bir kelebek kırılganlığını geçirsin ona.. Ve gözlerine öyle baksın, öyle yumuşak, öyle sevmeye hazır,ve onun için çabalı..

Başında kavak yellerinin rüzgarları dönüyordu, başı dönüyordu, kalbi yarın için, onun için atıyordu.. Kararlıydı, yorgun ruhunu, delik deşik kalbini onunla iyileştirmek için sabırsızdı.. Yeniden yere göğe sığamıyordu, bir kuş olup aşka, bir sıcağa uçuyordu..

Her şeyin bir ömrü vardı çünkü, zamana her şey yenik düşüyordu. Başıboş bir sevgi, sahibinin düşmanıydı çünkü.. Oysa gerçek bir vücut, ve ruhunu okuduğun gözler, kalbi saracak, örtecek, yokluktan donan bir kalbi ısıtacak tek şeydi çünkü..

Sarılacak ona sımsıkı, sımsıkı, bir yetim gibi, bir öksüz gibi, asırların ıssızlığıyla ve aç, ve silinecek geçmiş, geleceğin kollarında..

 

Genel kategorisine gönderildi

UZAKLAŞAN HER ŞEY(E)

Her şey o kadar uzak ve belirsiz ki.. Sahipsiz gibi..

Sözcükler dilimde değil, kalbimde can çekişiyor.. Kalbimde varlıklarının son bulmalarını seçiyorum, bir hiçliğe kurban edilmelerine karşın..  Uzaklaşan bir görüntünün kendisi olmayı seçiyor gözlerim.. Görünmüyormuşum gibi gitgide daha da, yerim hiç olmayacakların arasında.. Bende istenilen bu yokluk, bu belirsiz tanımlar, koştukça ben, seslerini duyduğum ,peşimde sürüklenen zincirlerim gibi..

Bir delirmişliğin kapanında, acımasız hayaletlerin gözaltında, yılgın, ve huzursuzum..

 

Bana seslenen o sesler, ışık olamıyor; kapkara bulutları yarıp.. O emeğe adanan adlar, filmler, şarkılar gibi olamıyor zamanlar.

Geride kalan ne, geçenler mi, yoksa ben mi hızla uzağa düşüyorum?

Gözlerimdeki parlaklık, titreyen, söndü sönecek, tedirgin ışıklar gibi..

Şiir defterim kapandı.Ona ne yazabilirim? Sadece çok utanıyorum şiirlerden. Çizikler atamam onların kanatlarına. Yaralı bereli kuşlar yaratamam.. O koskoca boşlukta, duyulmayan bir sesim yine. Kendi kendime gittikçe daha az söylediğim, ve korkak, cılız bir sesle.. Yüzümü kaldırmaya cesaretim yok,  sözcüklerimden utanıyorum..

Kalbimden doğanlar, bir liman değil bundan böyle, denizin huzurlu uzanışına, ve cennetten gelirmişçesine şıpırtılarına serilip yaslandığım.. Oyunbozanların bozduğu gibi bozgun yedi yediveren duygularım..

Şimdi biraz oradan, biraz buradan duygularım.. Öyle bir sarhoşluk ki toplayamıyorum, gittikçe yalpalıyor, ve eğiliyor artık.. Darmadağın bir meyhaneden dik çıkamadım.. Çözülen benliğinde, her sarhoş gibi, ağla, gül diyor tesirli darbeler.. Sessiz ve onurlu ,kimi net, kimi belirsiz görüntülerle yürüyorum yolumda, çizgilerin dışına basa çıka..

Belki bir yıldızım vardır gökyüzünde, yürüyebilmem ondandır ışığınla.. Belki şiirler bilmediğim kadar çok seviyordur beni, belki asla bensiz yaşamayacaklar..

 

 

Genel kategorisine gönderildi