GELDİĞİN YERE

En başından başlayabilseydim eğer
Aşkı seçerdim yalnızca.
Umursamazdım dünyanın kavgalarını
Sana uzanırdı ellerim
Evet gel derdim, benim şehrime
Benim dünyadaki varlığımı sev, şehir benim olduğum bir yer sadece.
Geç o yolları, adımların kalbime yürüsün
Sen, bir ömür kalacağın bir yere
Gel lütfen!
Yalnız kalamaz hiç kimse, kalbim birisi için var biliyorum
Beni yitik bırakma.
Kaybolurum kalbimin sonsuz acısıyla
Mutlanmaya muhtacım ben de
Ve aşkın gülümseyen yüzüne!
Etrafımda dönmeye başlayan o ışıklara dönseydim yüzümü
Ve sırt dönseydim aşkı benden koparacak bir savaşa
Ellerimi uzatsaydım
Tanışırdım belki varlığınla…
Severdin beni belki de, hiç bu kadar kanamazdım.
Asla ısınamadı kalbim senin sevginle
Yokluğun ve hoyratlığın buzdan bir bıçak gibi kesti…
Masumca sığındım kollarına rüyalarımda
Sanarak beni sevdiğini, delicesine severek seni!

Sen hiç gelmedin benim şehrime, yüzümü hiç görmedin
Gözlerim boşuna kaldı
Sen görmeyince…
Ve çok zaman geçti hiçbir şeye acımadan
Ölüm bile gelebilirdi sen gelmeden…

Ve sen hiç gelmiyorsun!

Genel kategorisine gönderildi

SEVGİ YAZIYOR ŞEYTAN KADERSİZ SEVGİSİZLİKLE

Beni kelimelere beni kendime küstüren o şeytani varlık bütün özgürlüğümü aldı benden. Şeytan, çünkü haksızdır. Hırsızdır. Tecavüzcüdür. Yazmak istiyorum, kendimle savaşmadan, gururum beni hor görmeden. Yazmanın beni küçük düşüreceğinden korkmadan…Acı bir bedeli olmasaydı cümlelerin böylesine hayat buluşunun. Sevgi hiç karşılaşmasaydı korkunç bir varlıkla.
Hayatın hiçbir yerinde, hiçbir kimsede kara ruhlar erişemeseydi sevgili yüreklere.
Bir yer düşlüyorum şimdi. Bir deniz kenarı olsun. Deniz hep deniz hep deniz… Suların sesi bütün benliğimde çınlasın huzurumla. Kokusu içimde sarmaşıklar gibi sarsın. Ve ben orada kavuşayım bir dosta. Ay gece için neyse benim için de o olan benim dostuma. Ayım, açılmamış bir gonca gülüm olsun bana sahiden. Bütün içimi dökmekten hiç pişman olmayayım sahiden. Çürümesin, gömülmesin içime. Gerçek olsun yaşasın ve can versin bana. Sahiden. Bütün sevdiklerim o çıksın. Çektiğim bütün acılar bedel olsun, iyileşeyim. Bir hiç olmasın. Yıllarım, yaşlanışım geleceğimin, güzelim günlerin tatlı kanatları olsun sadece. Bir kayıp değil. Her biçimde sevdiklerim binlerce gül olsun bana dalıyla yaprağıyla… Yüreğimde çıkan yangınlar, o kalbimi bir çağ gibi uzun yakan, acıtan; karşılığı olsun dostluğumun ve sevgimin. Kuşlarla bir sanayım kendimi, kıyılarında tutsak kaldığım, arandığım o denizler işaret olsun kavuşmama… Gecelerim rüyalarım, gündüzlerimden başka bir hak edişim olsun.

Genel kategorisine gönderildi

MUTLULUK-MUTSUZLUK GEMİSİ

Gülümseyen iki yolcuydu. Bir geminin yanı başında seven ve sevilen birbirine sarılmış bir kadın bir erkek. Onlara bakıyordum, uzakta, gizlenmiş ve kalbim acıyla parçalanıyordu. Mutlulukla parlayan gözleri, gülen yüzleri benim yaşlarla dolu gözlerimde sonsuz bir resim gibi asılıyordu. Ben sevilmemeye zincirlenmiş sanki bütün dünyanın gerisinde bırakılmış, bir terkedilmiştim. Onları götürecek gemi varlığımı büsbütün silecekti dünyadan. Ne görülecek ne duyulacaktım artık. Varlık koparan birazdan yol alacaktı onların sevdasında.
Bu ıssız yerde sevgisizlikten felç olmuştum. Ben ne olacağım diyemezdim, sevmeyene sorulacak bir sorudan bile yoksundum. Ölmek istedim severek ölmek.
Bilse, bir anını doldurur muydum? Onu bir an sevmeden çarpar mıydı kalbi yalnızca benim için bir an? Onu sevmesi benim kimsesizliğim.
Ben hep oradayım, bırakıldığım, yok sayıldığım o şehirde, kalbim kadar yer kapladığım dünyada, ömrümün geçip gittiği o zamanlarla. Çaresiz ve boyun eğmiş.
Bir görüntü gözlerimde, bir mutluluğun, yüreğimde iyileşmez yıkıcılığı…

Genel kategorisine gönderildi

SÖYLEMEMEK İÇİN ARTIK ÇOK GEÇ


Kalbimde okyanuslar kadar büyük kan birikti. Bana her şey senden değiyor. Yalnızlık diyorum seneler seneler önceki yalnızlığım gelip seni buluyor. Bütün yoksunluklarım, yokluklarım senmişsin gibi. Bütün geçmiş silinmiş, bütün varlık sen olmuş.

Sonra bir uçurum beliriyor önümde. O kadar yüksek ki, varlığından bile çok korkuyorum. Ona bakmaktayım. Çok uzak ama, sonunda ışıklar, yaşayanlar görüyorum. Ve orada derin hayatlar, derin anlamlar var. Diyor ki: Ölüm, ölmeyenlerin hiç bilmediği bir varlıktır. Zaman başkadır bizim için. Ama sevmeye devam edersin yine de hala. Değişmeyen tek gerçeklik budur. Büyük bir olgunlukla, hiç yokmuşsun gibi görünmemecesine bekler seversin. Yukarıdakiler korkar ölümden, bu dipten. Ama biz artık biliriz ki, ayrılıklar ve sevgisizlikler çoktan ölüme bulanmıştır.  Artık acılardan almışsınızdır.

Kalbimde okyanuslar kadar büyük kan birikti. Aşkın sonsuz bir kara delik gibi. Çekildim çekildim, sonsuzluğunu görüyorum yol aldıkça. Ve ölümün söyledikleri geliyor aklıma sevgi üstüne, ve bu sevginin sonsuzluk olduğunu öğreniyorum.

Genel kategorisine gönderildi

KALBİMİN BİR PARÇASINA

Kalbinden lacivert gözlerine çıkmış bir ışıltı hep orada duruyordu, hep yeni baştan sarılışın sevmelere ve ümitlere. Kırılganlığın, şiddetin de oluyordu bir insan gibi işte. Kalbinde doğan o kelimeleri kendi kendine duymuştun, bir tekini duyduğumda ben kahrolmuştum. Kelimeler asla saklanmamalı dedim, onlar dünyaya bırakılmalı.

Hiçbir şey bırakmadığında sana hayat etinden, kalbin atarken hala, gözlerin kocaman, parlak ve lacivertti. Ve güzelliği daha görünür idi. Ölümü bekleyişin ve karşılayışın çok yürekli ve olgun idi. Kalbinin gücü sonuna dek çarpıştı sana karşı şeylerle. Kaybetmedin, barıştın ölümle.

Erkendi gittiğin yerler, daha sayısız vakitsiz gelişler almıştı. Kara, bulanık topraklarda, yakıcı ya da dondurucu, dört yanın  denizler olsun diye dualarım vardı.

Herkesin, her şeyin bir sonu vardı .En güzel gözlerin, en güzel kelimelerin yatağı kalplerin. Hatırlanış kadardı yaşamaklar, ölümün bile bir eksikliği vardı.

 

 

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi

BİR MEZAR TAŞINA, BİR AŞKIN BAŞINA


Beni tutan köklerimden kopup ellerim yanarak tırmandım aşkın ıslak, ağırlaşmış toprağında. Alıcı kuşlar gözlüyordu beni, ulaştım hiç görmeden onu, uzayıp giden yolumun başlangıcına. Alıcı bir kuş hep omuzumda, sonunda aşkın toprağına kapanmak, duygularımla can vermek için kurumuş bir toprağa, yürüdüm yürüdüm. Hatırlayarak benim sebebimi, ölmüş topraklara döktüm gözümü. Daima aşk içindi. Aşk bu dünyanın sebebiydi. Ve Tanrının. Kara bir gül yansıdı, topraktan bana kalan. Açmadı, aydınlanmadı, gülmedi kara bir gül. Bir mezar yuttu bir yolcuyu.
Aşıkları öldü, aşklar hep kaldı, yüzüne vurdu aşıkların, haykırdı mutlu ve güçlü. ‘Bir tek ben!’ dedi. ‘Bir tek ben!’. Yolundan geçmem için geldi ben oldu, kaçınmasız ve sakınmasız sevdiğim benim. Kapandım toprağına haykırdım mutlu ve güçlü…

Genel kategorisine gönderildi

VAKTİ GELİNCE

İlk defa göründü o ev büsbütün bana. Yıllar boyunca bir evde, çok büyük ama hep bir parçasında olduğum o evde, olduğum yerden mekan asla genişçe açılmıyordu önümde, bütünüyle kavramama izin verilmiyordu. Bir oda, kapalı ışıklar, ıssız bir bahçe, terkedilmiş bir ev bir çevreydi hep bildiğim. Yalnız, bir başıma, korkuyordum. Bütünü görmeye çalışıyordum, asla karşıdan göremiyordum. İçinde, içinden ama yoksundum. Yıllarca nedenini aradım, hayretimi ama teslimiyetimi de sardı, kuşattı gördüklerim. Görebildiklerim, göremediklerimi sordu durdu. Bu kocaman, tepede, içinde bırakıldığım ev, yıllarımda rüyalarımdaydı.
Niçin bilmem, göründü bütünüyle ve sahibiyle bana…
Ben saklıyormuşum dünyanın en parlak, en değerli, en özel kalpten taşlarını. Avucumdan öylece düştü gitti avuçlarına, o taşlar yerine aitmiş, onlarla bütünleşecek oyuklara. Gözlerimin önünde buldu hepsi yerini, hissettiğim tek his, bencilliği yine görmemdi. Hiç değişmezdi işte, almadan verenler; ve vermeden alanlar. Yaralı bir gurur bende çırpınıyordu…

Genel kategorisine gönderildi

UZAKLARDAN GEÇERKEN YAKINLAR

Soyunmuş ağaçlar ülkesinde; yapayalnız bakıyordu bilmiyordum nereye? Dehşet olmalı idi duyduğu, yıkıntılı bir dünya vardı, mıhlanmış ya da teslim olmuş gibi duruşu belki de kaybetmiş gördüğü her şeye saygısından ya da merhametinden idi. Ya da bir öfke, bir sevgisizlik, bir hınç fırtınasının sessiz öncelliğine vermişti kendini. Onu orada öylece görüp de, kendimi ve dünyanın halini düşünmeden edemedim. Çabucak geçişimde, yavaş yavaş birikenler yine acı yazdırdı bana. Gördüğüm her resim, bana çizile çizile benim olan, fırçanındı.

Genel kategorisine gönderildi

YANKI

Gözlerime baktın
En derinlerine çağırdın
Kalbinin dinmez kanını
Sana koş diyen adamı
Hiç yerinde bulamadın
İncindin, her ümidi boşa besledin
Dedi yıllarının sesi!
Aşk, biz çok sevdik demez miydi?
Diye, vurdu yüzüne gerçekler!
En sonunda sırra erdin
Kalbinin yankısıydı o tüm duydukların ve söylediğin hep
Elinden alındı her görünüp de görünmeyen
Elin boş, ardın dolu
Hiçle her şeyi eşitledin.

Genel kategorisine gönderildi

İNSAN İÇRE İNSANDAN AYRI

Kaçınılması gereken bir varlığın, bütün anlamlara sahip olması ne büyük çıkmaz… Yeryüzünde bozgunculuk yapan tek varlığın, bütün oluşların sebebi olması hangi sebebin komik gösterisi?

Bütün bu sorgulayışlar bile, yaratılmış olanın eğlencesi olmasa gerek! Bazen ödül ve lanet öyle iç içedir ki, sen de ancak ve ancak bir oyuncususundur ! Çamurun içinde gül müdür görünecek olan, yoksa gülün yatağı çamur mu? Fakat ikisinin de varlığı yok edemez bir diğerini…
Ayrılıklar kaçtığın, kaçındığın şeyin içinden olmandır, seni var edip, onu sürgüne yolladığın kaçışlarındır. Ondan ayrı, ondan içre.
İnsanın insana muhtaçlığı sefil bir cezadır!
Ve bunların yazılması da bundan içre olandır.

Genel kategorisine gönderildi