Bir cehennem dünyasının bir zamanında, yerlerinden bir yerinde kötü ve çirkin olan her şeyin olanca ışıksızlığında, umutsuzluğunda, soğukluğunda vardı. O dünyaya yaraşır bir biçimde kalbi karanlığa gömülmüş, bütün çizgileri cehennemin dibine eğim vermiş, gözleri kara, gri, iç kapatıcı donuklukla sarılmıştı. Elleri yaşlı ve çirkin bütün ümitlerini söndürmeye güç katan hayal kırıklığıydı.
O çirkin, karanlık ve soğuk ve sevgisiz cehennemden hiç çıkmamalı, görülmemeliydi… Onu saklayacak bu cehenneme minnettardı. Başka hiçbir yere gidemeyeceğini biliyor, inanıyordu. Oradan çıkarsa korktuğu her şey yüzüne vuracaktı. Yüzleşecek, güç yetirecek ne umutları, ne de bir seveni vardı. Kapandı, kapandı cehennemine, yüreğinin cehennemi ona kapılarını ardına kadar açmıştı. Sürgünlere gelmişti, yersizlik, yüreğindeki ateşi hiç sönmeyen o acıklı yere yön vermişti.
Ama zamana bırakmaya cehennemde bile mecburdu. Belki zaman, ateşten, bir gül doğururdu.

Genel kategorisine gönderildi