VAKTİ GELİNCE

İlk defa göründü o ev büsbütün bana. Yıllar boyunca bir evde, çok büyük ama hep bir parçasında olduğum o evde, olduğum yerden mekan asla genişçe açılmıyordu önümde, bütünüyle kavramama izin verilmiyordu. Bir oda, kapalı ışıklar, ıssız bir bahçe, terkedilmiş bir ev bir çevreydi hep bildiğim. Yalnız, bir başıma, korkuyordum. Bütünü görmeye çalışıyordum, asla karşıdan göremiyordum. İçinde, içinden ama yoksundum. Yıllarca nedenini aradım, hayretimi ama teslimiyetimi de sardı, kuşattı gördüklerim. Görebildiklerim, göremediklerimi sordu durdu. Bu kocaman, tepede, içinde bırakıldığım ev, yıllarımda rüyalarımdaydı.
Niçin bilmem, göründü bütünüyle ve sahibiyle bana…
Ben saklıyormuşum dünyanın en parlak, en değerli, en özel kalpten taşlarını. Avucumdan öylece düştü gitti avuçlarına, o taşlar yerine aitmiş, onlarla bütünleşecek oyuklara. Gözlerimin önünde buldu hepsi yerini, hissettiğim tek his, bencilliği yine görmemdi. Hiç değişmezdi işte, almadan verenler; ve vermeden alanlar. Yaralı bir gurur bende çırpınıyordu…

Genel kategorisine gönderildi

UZAKLARDAN GEÇERKEN YAKINLAR

Soyunmuş ağaçlar ülkesinde; yapayalnız bakıyordu bilmiyordum nereye? Dehşet olmalı idi duyduğu, yıkıntılı bir dünya vardı, mıhlanmış ya da teslim olmuş gibi duruşu belki de kaybetmiş gördüğü her şeye saygısından ya da merhametinden idi. Ya da bir öfke, bir sevgisizlik, bir hınç fırtınasının sessiz öncelliğine vermişti kendini. Onu orada öylece görüp de, kendimi ve dünyanın halini düşünmeden edemedim. Çabucak geçişimde, yavaş yavaş birikenler yine acı yazdırdı bana. Gördüğüm her resim, bana çizile çizile benim olan, fırçanındı.

Genel kategorisine gönderildi