ANISINA

Sonbahar yeniden gösteriyor yüzünü..Bir yalım gizlice yalıyor içimi,  rüzgar,  o saklı sıcaktan habersiz, dalları sarsıyor, titretiyor yerinde..Ardından gelecek gümbürtülü bir sağanak gibi dökülmeyi bekliyor kelimeler içimde..

Ey benim geçmişim, an-ım,  ikimizi bilmediğimiz uzak yerlere götüren o eski, tıslayan, öksüren, tıksıran, komik arabada, hiç susmazdı radyo..Onlarcasının arasından, AŞK İÇİN ÖLMELİ AŞK O ZAMAN AŞK, çekmişti en çok dikkatimizi.Duraksamış, öylece bakakalmıştık birbirimize. Hesaba çekiyorduk birbirimizi..En derin kelimelerle kuşanarak, sormuştum-Bu dünyada en çok ne üstüne yazıldı, yazılıyor, diye..Aşk herhalde dedin, ne yoksulluk, ne barış, Aşk kadar derine batırmadı belki hançerini.

.Ölenler şanslıydı aşk için, hesaplarını gül yüzlü ödediler.. Gözlerimden yaşlar boşanmış, senin için ölmek istemiştim, hesabımı ödemek.. Sensiz, ama sana hep borçlu kalamazdım, seve seve ödeyeceğim bedelim ol istedim.. Dünya bizim fark edemeyeceğimiz kadar hızla dönüyordu, ve devam etti..Ayrılıklar bir kefen gibi,  denemesi alınıp, giyilmek üzere bizim oluyordu.. Gözlerim kapalı, o bizim için çok büyük olan dünyayı düşledim tek başıma o yıllarda..Dünya hızla dönüyor, bir yere yaz, bir yere kış, bir yere dökülüş, bir yere diriliş oluyordu..Ve herkes sadece kendi yaşadığından haberli bütün bir dünyayı, kendi dünyası sanıyordu.. O zaman yalnız olmadığımı, sevmekten yalnız benim yaralı olmadığımı düşünüyor, kederlerimi pay ediyordum düşümdeki insanlara, acılar bölünüyor, çekilebiliyordu.. Artık daha az istedim, aşkla yataklara düşmeyi, sararıp, solmayı, ve en sonunda işte, ölmeyi.

Aşk seçiyordu, onların ismi dünyaya destan oluyor, şiir oluyor, uğurlarına kelimeler doğuyordu içlerde, dile ve göze geliyorlardı.. Aşk kendini anlatacak kalpleri ince eliyor, sık dokuyordu.. Yani ey sevdicek, ölmüyorsan bile, ölür gibi yaşatmadan aşk, aşk değildi, olmadı..Ona hiçbir sahte bulaşamadı.. Tükettiğim ömrümde, o yıllarda sonunda inandım ki, aşk emeklemek değil, ölürken kalbinde yer tutan, kaplayan olan, bir sonsuz yükselişti..Son seçim, son duyum, en son ateşti..

Genel kategorisine gönderildi

HER ŞEY HEP AYNI ŞEYİ SÖYLER

Senin bana bıraktığın şarkılar bunlar, çıkmaz sokaklarında dönüş yollarına erimsiz..Dönüp durduğum çaresizce,  hep aynı yere, gölgeli kimliklerin ağına takılıp kaldığım..

Göğün en kara bulutları üzerimde, karanlık, taş duvarlar yakınımda bir sokak.. Hangi sapağından döneceğim, duyumuma yerleşen, kolum, kanadım, uzvum,  sesleri kaç yıl gidersem duymayacağım, hüzün seslerine alışkın, nasıl kopacağım hep seni söyleyen o şarkılardan..

Senin bana bıraktığın şiirler.. Mucizeler yaratan kelimeler.. İçimin yanmaları…Hiç bu kadar soluğumu tutmamıştım derinliklerimde.. Bitimsiz bir ummanda yolsuz yordamsız, senin soğuk sularında , camları buğulayan sıcak nefesine muhtaç…

Bağlılığım, benim bağım, senin kalbinin duvarlarında,  gizli, görünemez sarmaşıklarım.. Katı, sadece taş olan duvarlarının hayatları.. Benim sözlerim yaprakların en yeşili.. Gidersem neye sarınacağım. Toprağım, dağım, taşım, köklerimi senden nasıl koparacağım..

Üst üste yığılan kar taneleri gibi geçti seneler.. Büyüdü zaman, çığ oldu, gidersem, tek bir adımımla sökülecek karlar, soğuk bir ölüm gelecek ..

Bırak hiç kesilmesin aşkın tınıları, dünyanın en uzun edebiyatı doğsun kalbimde, şiirlere boğ beni, ve ben de seni..

Ama böyle değil, aşkın hırsızlığı yoktur, sevginin tecavüzcüsü yoktu bu dünyada.. Hiç kimse reva görmemişti bunu..

Böyle okuma benim sevgimi, gözlerin benim gözlerim, benli bakmıyorsa, gözlerime kıyacağım.. Tanrım, kapat gözlerimizi, okutma sözlerimi…

Genel kategorisine gönderildi

SIRALI YİTİŞLER

watch?v=MpoDx_n9JKs

Bir şiir yazdım yıllar boyunca

Gececil kuşlar yüreğimde çırptı kanatlarını

Bütün   kelimeler hep çok uzağa koşturuyor

Kuşlar her göçü aitlik uğruna yapıyordu…

Bir  sevmek tutturdum yıllar boyunca

Görünmez hayaletlere rağmen,

Ve elde var sıfır, hep aynı sonla..

Ateş yakmak için, pervane yanmak için

Sevmek hep yaralamak için her gün yeniden doğuyordu…

Bir acımasız dilek,  tuttu yıllarca

Ne uzun bir solukla, ne kesin bir hışımla

Tutularak üflenmiş gibi…

Sevmek belalı şey

Hiç anlamadılar zehirli elmayı aptal prensese veren

O zavallı, ve bilge cadıyı…

Kainattaki her suç ve suçlu, sevmeyenin oldurduğu,

  Ve sevgi , sonra nasıl katlanılmaz oluyordu..

Genel kategorisine gönderildi

ANLATICI

 Yazılan her kelime,  o anlatılan duygular, bir insanın var olduğunu bağıran her söyleyiş; akacak bir mürekkepten, gücü bitecek bir nesneden, ve bir varmış, bir yokmuş olacak olan her dünyadan daha sağlam bir yere yazılmalı.. Süren ve sonsuz…

Tanrının elinde ve hep güvende…

Bu yüzden kederler ve hüzünler kutsaldır, onlar sonsuzluğa giden yollarda önceden kapılmış çiçekli yollardır..

Hüzünlerimi seviyorum, hüzünlü kalplere çırılçıplak, çaresiz ve teslimim.. Gönüller Tanrının kendi varlığından insanlara serptiği anlam yuvalarıdır, Tanrının en sevdiği, bakıp durduğu en güzel kafes..

İstiyorum ki şu gelip geçici, yalan, bir sarhoştan farksız dünyadaki sürgünüm, gönlümün cennetinde son bulsun.. Gönlüm cennetim çünkü; orada bilediğim sevgiler var.. Gözyaşlarımla, bağlılıklarımla, kanaya, yaralana bilediğim sevgiler.. Ve yaralarım tazelendikçe yeşeren…

..

Ve sevgin bir zincir olur, boyna dolanır, bir koza gibi sarar sen acımasızlığı ve haksızlığı kalbinde temize çektikçe.. Sen akladıkça masumca, haksız ve acımasız suçlar dağa çevrilir öte yanda..

Acımasız ve haksız bir gülen yüz, gönlün o itici gücünün, vicdanın kıyılarında gezinir belli ve belirsiz..

Bilirsin sevginin gücü vardır, görmezsin ama bilirsin.. Çünkü inandığın budur, hiç şüphesiz.. Ve gerçek budur..

Bütün sahtelerden ve geçiciliklerden geçtiğinin törenidir acı zamanlar.. Onlar tacını taşıyan şefkat elleridir kendini saklayan…

Ve cehennem; her insanın kendi ateşiyle yanacağından ibaret olan.. Aldatan, kandıran, kullanan, vermeden alan, çalan ve bütün kötücül isteklerle tutuşmuş karşılık.. Tanrının adaletine ümit ettiren söz verilmiş layık…

Kendini hiçte saklamayan seni boynundan, ayaklarından, yüreğinden bağlayacak kopmaz esirliğin.. Ateş kalbinde yanacak ve içine düşeceksin..

Bu yazılar ki, sonsuzlukta saklı imzalarım, şahitlerim, kanıtlarım.. Biliyorum her şeyin yok ve hiç olduğu gün beklediğim ve alacağım hakkımın,  içim yana yana yaşadığım duygularımdan ödediğim bedeller.. Alacaklı ve borçlu olmanın sözleşmesi Tanrının koyduğu kanunla..

 Parla göğün en güzel, en özel, bana ait, benim olan yerinde.. Onlar ki, boyalardan görünen bir karalama değil sadece, onlar bir kalp, bir yaşam, herkes gibi, ama herkesin herkesten farklı olduğu, ve bir teklik..

Parla ve bekle okunup ve okutulacağın o günü..

 

Genel kategorisine gönderildi

Geldin değil mi? Mutluluk bir rüzgarın esintisinde şimdi  her yandan saran, ortasında kalmak çok güzelmiş..

Uçsuz bucaksız yemyeşil tepelerde, güçlü bacaklarıyla dolu dizgin koşan bir atın kumral yelelerinde özgürce savrulan.. İki aşığın  gözlerinde kaybolmasında birbirinin..

Geldin değil mi?  Yüzlerce kez sorabilirim anla beni.. Parmaklarımı on binlerce uzatmıştım sana, dokunmak için geldin değil mi, kenetlenmesi an meselesi olan parmaklarıma?

Mutluluk,  bir geminin denizinde yol almasında şimdi.. Her şey, her şey kavuşmuş. Bir bebek annesinin memesinde, bir martı rüzgarlarda dans ediyor denizinin görüntüsü hep gözlerinde.. Bir tomurcuk fışkırıyor toprağından, ilk ışık ona göz kırpıyor sayısız günlerin müjdesiyle..

Geldin değil mi, ölmekten korkuyordum, yaşamımı bağışladın bana..

Mutluluğu tarif edemem öyle uzun uzun; bilmediğim bütün kelimeleri öğret bana; ilk kez sorduğum şu en güzel soru gibi…Geldin değil mi?

Genel kategorisine gönderildi