YERDEKİ SU GÖKTEKİ YAĞMUR

Beni duyduğunu biliyorum…
Dünyanın her yerinden sözlerim geliyor sana… Suya yazdığım; akan; kıpırtısız ya da buhar olup göğe yükselen damlalarda kalbimin nasıl attığını dinliyorsun…
Gün geceye dönüştüğünde; karanlıkta hep çoğalan seslerimi…
Ölene değin söyleyeceklerimi duyacağını biliyorum… Andımız; bağımız kelimelerin; olmamışlara bir şeylerde; belki bilmediğimiz bir yerlerde bir bir duvar örüp; bizim kalbimizin evini kılacağını biliyorum…
Kainatın yaratılma sebebini; bütün olup bitenlerin aşkın yoluna ve uğruna koştuğunu
aşkın bir vücut istemediğini onun kalbinin ruhlarda atabileceğini; nefesinin seven bir nefesle süreceğini biliyorum…
Ölene dek aşka söz verdiğimi; ve benim zincirlerimin sana dolandığını biliyorum… Bir ucu bende olanda; bir ucu sende hiç olamamışta olan o kadar uzak ve birbirimizi çekip tutamayacağımız zincirler… Ama kopmayacağını; savruluşlarımıza razı olduğumuzu biliyorum…
Senin kalbinin artık senin olmadığını ama asla avucuma almayacağım; aşkın ancak özgürlükle uçuşabileceğini ve sonsuza kadar sadece böyle yaşayabileceğini biliyorum…

Genel kategorisine gönderildi

CANLAR PAZARINDA ONU DÜŞÜNMEK

Bizden ayrı bir şeylerin seçtikleriyle;

ayrılırken sen bir yana ,ben bir yana; aramıza dağlar,gözlerde büyüyen yollar, ve Tanrının bilmediği,ama insanın bildiği ve koyduğu sınırlar, Tanrı’dan daha büyük olmaya soyunmuş, rolünü oynayan, savaşların o elleri girince; belki yüreğimizde yaslar ve gamlarla dolu, ama gözlerimizde insan kalabilmenin ışıltısıyla; uzaklardan bakacağız, dalacağız olduğumuz yerlere.. Bildiğimiz o gerçek sevgimiz, kalplerimizin en kopmaz bağı kalacak ölünceye dek.. Senin olduğun yerlerden dolanıp bana gelen rüzgar, ve benim yerimden geçip, sana ulaşan güneşin sıcağı, savrulduğumuz günün bizi öldürmeyen tesellileri olacak.. Sonrasında gördüğüm her şey sen olacaksın..Kelimelerimin tıklım tıklım dolu anlamları..Yaşamımı nefesimle bağlayan köprüler…Yıllar altından azgın ve götürüp yittiren olarak aksa da, yaşamımın bir adı olarak kalacaksın oralardan…
Öyle ki, insan kalbinden sürgüne yollayabilir, yaşamın bizi aşan acımasız ve sevgisiz şartlarını…

Genel kategorisine gönderildi

YİNE DE SEVGİ

Bir orman gözlerimde, o ara ara gelip konan.. Ormanların, kaybolması daha mümkün kalabalıklarından ve daha büyük yalnızlıklarından, ıssızlığın en ürkütücülüğü binlerce ağaç arasından.. Bulunmanın imkansızlığı dikilmiş gövdelerden…
Tecavüzlerinle, kalbime döktüğün sevgi tohumlarını, saklayabilmek için herkesten, milyar yıllık piç sevgilerimi yaşatmak için buradayım..Bir tecavüzün, eksik, sakat, yaralı şeyleri senin genetik mirasın.. Tam da bir tecavüzcünün bırakıp kaçtığı, parçalarım benim..
Bir deniz değil; orada bulunurum..Ben orada, mutlu bulunurum…

Bir orman, sisler içinde, bir yangın sonrası kavrulmuş her şey, kara,cılız, dumanı üstünde tüten; gelip söndüreni hiç olmamış…
Dik bir betonda ayağımın bastığı yer kadar bir alanda dipsiz bir boşluğa bakıyorum. Kapkaranlık bir gecenin ışık dolu yıldızlarının içinden. Karanlık korkutsa da büyülüyor o ışıklar. Ve bu yüzden karanlığa aşık oldum. Karanlık o bin bir ışıltıyı bana gösteren. Severek dalıyorum, içine düştüğüm karanlık değil yıldızlar sanarak.
Bir yokusu tırmanır gibi yüreğim; bir kuş kalbiyle.. Kalbimin dolu dizgin çarpışı sanki boğazımda.Dünyamda hep sevgi bir yana.

Genel kategorisine gönderildi

Bir cehennem dünyasının bir zamanında, yerlerinden bir yerinde kötü ve çirkin olan her şeyin olanca ışıksızlığında, umutsuzluğunda, soğukluğunda vardı. O dünyaya yaraşır bir biçimde kalbi karanlığa gömülmüş, bütün çizgileri cehennemin dibine eğim vermiş, gözleri kara, gri, iç kapatıcı donuklukla sarılmıştı. Elleri yaşlı ve çirkin bütün ümitlerini söndürmeye güç katan hayal kırıklığıydı.
O çirkin, karanlık ve soğuk ve sevgisiz cehennemden hiç çıkmamalı, görülmemeliydi… Onu saklayacak bu cehenneme minnettardı. Başka hiçbir yere gidemeyeceğini biliyor, inanıyordu. Oradan çıkarsa korktuğu her şey yüzüne vuracaktı. Yüzleşecek, güç yetirecek ne umutları, ne de bir seveni vardı. Kapandı, kapandı cehennemine, yüreğinin cehennemi ona kapılarını ardına kadar açmıştı. Sürgünlere gelmişti, yersizlik, yüreğindeki ateşi hiç sönmeyen o acıklı yere yön vermişti.
Ama zamana bırakmaya cehennemde bile mecburdu. Belki zaman, ateşten, bir gül doğururdu.

Genel kategorisine gönderildi

GELDİĞİN YERE

En başından başlayabilseydim eğer
Aşkı seçerdim yalnızca.
Umursamazdım dünyanın kavgalarını
Sana uzanırdı ellerim
Evet gel derdim, benim şehrime
Benim dünyadaki varlığımı sev, şehir benim olduğum bir yer sadece.
Geç o yolları, adımların kalbime yürüsün
Sen, bir ömür kalacağın bir yere
Gel lütfen!
Yalnız kalamaz hiç kimse, kalbim birisi için var biliyorum
Beni yitik bırakma.
Kaybolurum kalbimin sonsuz acısıyla
Mutlanmaya muhtacım ben de
Ve aşkın gülümseyen yüzüne!
Etrafımda dönmeye başlayan o ışıklara dönseydim yüzümü
Ve sırt dönseydim aşkı benden koparacak bir savaşa
Ellerimi uzatsaydım
Tanışırdım belki varlığınla…
Severdin beni belki de, hiç bu kadar kanamazdım.
Asla ısınamadı kalbim senin sevginle
Yokluğun ve hoyratlığın buzdan bir bıçak gibi kesti…
Masumca sığındım kollarına rüyalarımda
Sanarak beni sevdiğini, delicesine severek seni!

Sen hiç gelmedin benim şehrime, yüzümü hiç görmedin
Gözlerim boşuna kaldı
Sen görmeyince…
Ve çok zaman geçti hiçbir şeye acımadan
Ölüm bile gelebilirdi sen gelmeden…

Ve sen hiç gelmiyorsun!

Genel kategorisine gönderildi

SEVGİ YAZIYOR ŞEYTAN KADERSİZ SEVGİSİZLİKLE

Beni kelimelere beni kendime küstüren o şeytani varlık bütün özgürlüğümü aldı benden. Şeytan, çünkü haksızdır. Hırsızdır. Tecavüzcüdür. Yazmak istiyorum, kendimle savaşmadan, gururum beni hor görmeden. Yazmanın beni küçük düşüreceğinden korkmadan…Acı bir bedeli olmasaydı cümlelerin böylesine hayat buluşunun. Sevgi hiç karşılaşmasaydı korkunç bir varlıkla.
Hayatın hiçbir yerinde, hiçbir kimsede kara ruhlar erişemeseydi sevgili yüreklere.
Bir yer düşlüyorum şimdi. Bir deniz kenarı olsun. Deniz hep deniz hep deniz… Suların sesi bütün benliğimde çınlasın huzurumla. Kokusu içimde sarmaşıklar gibi sarsın. Ve ben orada kavuşayım bir dosta. Ay gece için neyse benim için de o olan benim dostuma. Ayım, açılmamış bir gonca gülüm olsun bana sahiden. Bütün içimi dökmekten hiç pişman olmayayım sahiden. Çürümesin, gömülmesin içime. Gerçek olsun yaşasın ve can versin bana. Sahiden. Bütün sevdiklerim o çıksın. Çektiğim bütün acılar bedel olsun, iyileşeyim. Bir hiç olmasın. Yıllarım, yaşlanışım geleceğimin, güzelim günlerin tatlı kanatları olsun sadece. Bir kayıp değil. Her biçimde sevdiklerim binlerce gül olsun bana dalıyla yaprağıyla… Yüreğimde çıkan yangınlar, o kalbimi bir çağ gibi uzun yakan, acıtan; karşılığı olsun dostluğumun ve sevgimin. Kuşlarla bir sanayım kendimi, kıyılarında tutsak kaldığım, arandığım o denizler işaret olsun kavuşmama… Gecelerim rüyalarım, gündüzlerimden başka bir hak edişim olsun.

Genel kategorisine gönderildi

MUTLULUK-MUTSUZLUK GEMİSİ

Gülümseyen iki yolcuydu. Bir geminin yanı başında seven ve sevilen birbirine sarılmış bir kadın bir erkek. Onlara bakıyordum, uzakta, gizlenmiş ve kalbim acıyla parçalanıyordu. Mutlulukla parlayan gözleri, gülen yüzleri benim yaşlarla dolu gözlerimde sonsuz bir resim gibi asılıyordu. Ben sevilmemeye zincirlenmiş sanki bütün dünyanın gerisinde bırakılmış, bir terkedilmiştim. Onları götürecek gemi varlığımı büsbütün silecekti dünyadan. Ne görülecek ne duyulacaktım artık. Varlık koparan birazdan yol alacaktı onların sevdasında.
Bu ıssız yerde sevgisizlikten felç olmuştum. Ben ne olacağım diyemezdim, sevmeyene sorulacak bir sorudan bile yoksundum. Ölmek istedim severek ölmek.
Bilse, bir anını doldurur muydum? Onu bir an sevmeden çarpar mıydı kalbi yalnızca benim için bir an? Onu sevmesi benim kimsesizliğim.
Ben hep oradayım, bırakıldığım, yok sayıldığım o şehirde, kalbim kadar yer kapladığım dünyada, ömrümün geçip gittiği o zamanlarla. Çaresiz ve boyun eğmiş.
Bir görüntü gözlerimde, bir mutluluğun, yüreğimde iyileşmez yıkıcılığı…

Genel kategorisine gönderildi

SÖYLEMEMEK İÇİN ARTIK ÇOK GEÇ


Kalbimde okyanuslar kadar büyük kan birikti. Bana her şey senden değiyor. Yalnızlık diyorum seneler seneler önceki yalnızlığım gelip seni buluyor. Bütün yoksunluklarım, yokluklarım senmişsin gibi. Bütün geçmiş silinmiş, bütün varlık sen olmuş.

Sonra bir uçurum beliriyor önümde. O kadar yüksek ki, varlığından bile çok korkuyorum. Ona bakmaktayım. Çok uzak ama, sonunda ışıklar, yaşayanlar görüyorum. Ve orada derin hayatlar, derin anlamlar var. Diyor ki: Ölüm, ölmeyenlerin hiç bilmediği bir varlıktır. Zaman başkadır bizim için. Ama sevmeye devam edersin yine de hala. Değişmeyen tek gerçeklik budur. Büyük bir olgunlukla, hiç yokmuşsun gibi görünmemecesine bekler seversin. Yukarıdakiler korkar ölümden, bu dipten. Ama biz artık biliriz ki, ayrılıklar ve sevgisizlikler çoktan ölüme bulanmıştır.  Artık acılardan almışsınızdır.

Kalbimde okyanuslar kadar büyük kan birikti. Aşkın sonsuz bir kara delik gibi. Çekildim çekildim, sonsuzluğunu görüyorum yol aldıkça. Ve ölümün söyledikleri geliyor aklıma sevgi üstüne, ve bu sevginin sonsuzluk olduğunu öğreniyorum.

Genel kategorisine gönderildi

KALBİMİN BİR PARÇASINA BABAMA

Kalbinden lacivert gözlerine çıkmış bir ışıltı hep orada duruyordu, hep yeni baştan sarılışın sevmelere ve ümitlere. Kırılganlığın, şiddetin de oluyordu bir insan gibi işte. Kalbinde doğan o kelimeleri kendi kendine duymuştun, bir tekini duyduğumda ben kahrolmuştum. Kelimeler asla saklanmamalı dedim, onlar dünyaya bırakılmalı.

Hiçbir şey bırakmadığında sana hayat etinden, kalbin atarken hala, gözlerin kocaman, parlak ve lacivertti. Ve güzelliği daha görünür idi. Ölümü bekleyişin ve karşılayışın çok yürekli ve olgun idi. Kalbinin gücü sonuna dek çarpıştı sana karşı şeylerle. Kaybetmedin, barıştın ölümle.

Erkendi gittiğin yerler, daha sayısız vakitsiz gelişler almıştı. Kara, bulanık topraklarda, yakıcı ya da dondurucu, dört yanın  denizler olsun diye dualarım vardı.

Herkesin, her şeyin bir sonu vardı .En güzel gözlerin, en güzel kelimelerin yatağı kalplerin. Hatırlanış kadardı yaşamaklar, ölümün bile bir eksikliği vardı.

 

 

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi

BİR MEZAR TAŞINA, BİR AŞKIN BAŞINA


Beni tutan köklerimden kopup ellerim yanarak tırmandım aşkın ıslak, ağırlaşmış toprağında. Alıcı kuşlar gözlüyordu beni, ulaştım hiç görmeden onu, uzayıp giden yolumun başlangıcına. Alıcı bir kuş hep omuzumda, sonunda aşkın toprağına kapanmak, duygularımla can vermek için kurumuş bir toprağa, yürüdüm yürüdüm. Hatırlayarak benim sebebimi, ölmüş topraklara döktüm gözümü. Daima aşk içindi. Aşk bu dünyanın sebebiydi. Ve Tanrının. Kara bir gül yansıdı, topraktan bana kalan. Açmadı, aydınlanmadı, gülmedi kara bir gül. Bir mezar yuttu bir yolcuyu.
Aşıkları öldü, aşklar hep kaldı, yüzüne vurdu aşıkların, haykırdı mutlu ve güçlü. ‘Bir tek ben!’ dedi. ‘Bir tek ben!’. Yolundan geçmem için geldi ben oldu, kaçınmasız ve sakınmasız sevdiğim benim. Kapandım toprağına haykırdım mutlu ve güçlü…

Genel kategorisine gönderildi